Friday, 12 November 2010

Merhaba sevgili internet günlüğü. Seni büyük kızım oluşturdu. Sahibi olduğumuz cafe'de yaşadıklarımızı hem sevdiklerimizle paylaşmak hem de ilerde anılarımızı toplu halde okuyabilelim istedik. Benim adım Nur.. Moda'lı Nur :) Bu, yıllar önce büyük kızım Burcu'nun, Avea'nın kurulma aşamasında görev yapan İtalyan arkadaşlarını, tabiri caizse, kazıklamaya kalkan Boğaz'da ismi lazım değil bir balık restaurant'ının oldukça içkili yetkilisini gecenin 02:00'inde karşıma alıp hesap sormam sonucu adamın, süklüm püklüm, adisyon'da yarıdan fazla indirim yapıp, ardından aniden ayılıp, "kiminle görüşüyorum hanfendi" diye sorduğunda, hiç duraksamadan Nur ben, Moda'lı Nur! cevabımdan kalan, hala hatırladıkça kahkahayı bastığımız geleneksel bir espridir. Adamcağız esas duruşa geçip, memnun oldum efem demişti, ama eminim o anda eyvaaaah aldık mı başımıza belayı? kimbilir hangi hatırlı birine çattık, ayıkla pirincin taşını demişti :))
Ben bu aralar cafe'nin yemeklerinden sorumlu devlet bakanıyım. Esas işim dış ticaret aslında ama 10 yıl önce oldukça genç bir yaşta emekli olup, bir süre evde bezdikten sonra hala üretme aşkıyla dolup taştığımı görünce, doğup büyüdüğüm ve halen de oturmakta olduğumuz Moda'da, 3 yıl önce bir cafe açtık. 2 kızım var. Büyük olanla tanıştınız. Geçenlerde yaptığımız mantıyı resimlemiş bir güzel. Ellerine sağlık. Cafe'yi onunla birlikte işletiyoruz. Küçük olan grafik tasarımla uğraşıyor, home office çalışıyor. Bu aralar biraz rahatsız onunla ilgilenmem gerekiyor. Bugün sabah erkenden cafe'ye gelip karnıyarıkla zeytinyağlı kereviz pişirdim. Resimlerini çekemedim acilen eve döndüm çünkü.. Sabah görüşmek üzere sevgili bloğum. Işıkları kapatıp alarmı kurup, ayaklarımın ucuna basa basa çıkıyorum kapıdan. İyi geceler.

No comments:

Post a Comment